Etiketler

, ,

 

7. Uluslararası İzmir Kukla Günleri Devam Ediyor !

7 Mart tarihinde başlayan kukla günleri 6 Nisana kadar devam edecek.

 

Festival Sabancı Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle başladı. Festivalin destekçilerine plaketlerinin takdim edilmesinden sonra açılış gösterisi olarak İzmir Kukla Tiyatrosu’nun sergilediği “Ben Yapmadım!” adlı oyun seyirciyle ilk kez buluştu.

 

Kuklasız Şehir

 

O bahar ilk kez çıkıp geldi kukla, hakkında pek de bir şey duymadığı, bilmediği o şehre. İlk hissettiği yabancılık oldu, hiç kimse onunla ilgilenmiyormuş gibi geldi ona. Haksız da sayılmazdı, pek de tanınmıyordu buralarda ne de olsa. Buna rağmen alışkın olmadığı bir şeydi bu onun; ilgi görmemek. Çok dostu vardı ve her gittiği yerde bunlardan biri çıkardı hep karşısına. Ama burada sanki kimse tanımıyordu onu. Biraz bakındıktan sonra etrafına “Bir iki gün geçirir giderim, ne de olsa gidecek çok yer var daha” diye düşündü. Zordur yabancı olmak… Yürümeye başladı. Düşünüyordu bir yandan da: “Hayret, kuklasız bir şehir! Oysa ne çok çocuk var etrafta.” Gerçekten de pek çok çocuk vardı sokaklarda, anne-babalarıyla yürüyen, parklarda oynayan, koşturup duran. Birdenbire az ileride onlardan birinin kendisini izlediğini fark etti. Küçük bir kız çocuğuydu. Annesinin elini tutmuş, deniz kenarında onun yürüdüğü yöne doğru yürüyorlardı. Büyük bir merak gördü küçük kızın gözlerinde önce. Hemen ardından sevecenlik dolu bakışlar geldi. Çok alışkındı çocuklara, onların sevgisine. O da çok severdi onları çünkü. En iyi anlaştığı hep çocuklar olmuştu. Gülümsedi küçük kıza ve yürümeye devam etti. Birkaç adım daha atmıştı ki küçük kızın hala onu izlediğini hissetti. Bir kez daha kıza doğru dönünce bu kez annesiyle göz göze geldi. O da ona bakıyordu biraz merakla ama fark ettirmemeye de çalışıyordu sanki. Az önce kıza yaptığı gibi annesine de gülümsedi hafiften. Hiç gecikmeden anne de yanıt verdi küçük bir baş hareketiyle. Şimdi anne – kız açık açık kuklayı süzüyorlardı. Küçük kız annesine doğru eğildi ve fısıltıyla bir şeyler söyledi. Gülümsedi annesi, ayıp olmasın diye de bir açıklama yapmak istedi.

“Merak etmiş sizi, yabancısınız sanırım.”

“İlk kez geldim buraya, doğru, şehre yabancıyım ama çocuklar hiç yabancı gibi hissetmezler beni, neredeyse ilk kez oluyor bu.”

Espri yaptığını hemen anladı anne.

“O da öyle söylemedi aslında. Kim olduğunuzu merak etti.”

“Öyle mi? Benim ismim Mario.”

Bunu söylerken bir yandan da elini uzattı küçük kıza. Kız da biraz utangaç elini uzattı ona. Tokalaştılar. Küçük kız bir kez daha annesine sokulup fısıldadı.

“Olmaz hayatım. İşi vardır mutlaka.” diye yanıtladı anne yüksek sesle, sonra da Mario’ya döndü:

“Arkadaşlarıyla buluşacağız da, onlar da sizi görsün istemiş.”

“Pek meşgul olduğumu söyleyemem doğrusu” dedi Mario bu teklife çok sevinerek. Bu söz üzerine küçük kızın annesinin elini sıktığı da gözünden kaçmadı.

“Bize katılmaz mısınız o zaman? Gideceğimiz yer uzak değil.”

Gerçekten de az ilerideki bir okula gittiler Küçük kızın arkadaşlarının hazırladığı bir gösteriyi izleyeceklerini anlattılar ona yolda. Okula girer girmez tüm çocukların gözü ona döndü bir anda. Meraklı bakışlar sardı etrafını. Bu bakışlar küçük kızın da gözünden kaçmadı tabii. Gururlandı ve tanıştırmaya başladı onu arkadaşlarıyla. Kısa sürede çocukların ilgi odağı oldu Mario. Hep birlikte gösteriyi izlediler sonra. Bir tiyatro oyunuydu. Gösteri sırasında annesi, küçük kızın da aslında bu gösteride yer almayı çok istediğini ama sahneye çıkınca çok heyecanlandığı için seçilemediğini anlattı ona. Gösteriden sonra bir süre daha zaman geçirdiler okulda ve Mario çocukların ilgisinden neredeyse bayılmak üzereyken küçük kızın babası geldi. Anne onları tanıştırdı. Birlikte yemeğe gideceklerini, Mario’nun da onlara katılmasından çok mutlu olacaklarını söyledi baba. Seve seve kabul etti Mario. Uzun ve keyifli bir gece geçirdiler. Anne ve baba Mario’nun sohbetine bayıldılar. Hele seyahat anılarından bahsederken zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadılar. Baba ertesi günün tatil olduğunu, birlikte zaman geçirmekten keyif alacaklarını söyledi gecenin sonunda Mario’yu oteline bırakırlarken. Bir kez daha seve seve kabul etti Mario. Sonraki birkaç günü küçük kız, ailesi ve onların, tanıdıkça Mario’dan çok hoşlanan arkadaşlarıyla geçirdi. Ayrılma anı gelip çattığında hala aklında aynı soru vardı: “Nasıl böyle kuklasız olabilir böylesi dost canlısı insanların yaşadığı bir şehir?” Hüzünlü bir vedalaşmanın ardından ayrıldı Mario şehirden.

 

……………………………………………………

 

Yıllar sonra bir kız arkadaşıyla tekrar geldi o çok mutlu olduğu şehre. Hiç unutamamıştı zaten. Arkadaşı da “Bir kez daha gitmek ister misin?” diye sorunca hemen kabul etmişti. Zaten çok duyar olmuştu şehrin adını son zamanlarda arkadaşlarından. Kız arkadaşının gitmek istemesinde de, ona anlattıklarının yanı sıra, bu duyduklarının çok etkisi vardı. Deniz kenarındaki o güzel yolda yürümeye başladılar. Şehri tanıtıyordu arkadaşına, ne de olsa epey deneyimli sayılırdı buralarda. Yolun karşısındaki satıcıdan bir de gevrek aldı arkadaşına. Birazını martılara atmasını salık vermeyi de unutmadı. Tam şehre dair başka bir şey anlatmaya başlayacaktı ki duraksadı bir an ve çevresinde başka kuklalar olduğunu fark etti. Son zamanlarda hep duyuyordu kuklaların bu şehre artık yoğun bir ilgi duyduklarını ama yine de şaşırdı biraz; önceki gelişinde etrafta hiç kukla görmediğinden olsa gerek. Etrafta yine birçok çocuk vardı. Ona da garip geldi bu düşünce ama çocuklar sanki daha mutluydular. Aralarında kuklalar var diye mi böyle görünüyorlardı acaba? Kuklalarla sohbet eden yetişkinler de fark etti etrafta. Onların da çok keyifli bir hali vardı. Biraz daha yürümüşlerdi ki az ileride kendilerine doğru yürüyen bir grup kukla gördü. Önlerinde onlara heyecanla bir şeyler anlatan genç bir kız vardı. Yaklaşıp tam birbirlerinin hizasına geldiklerinde tanıdı onu. O çocuktu; ilk gün karşısına çıkan o sevimli kız çocuğu. Büyümüş, çok güzel bir genç kız olmuştu. O kadar dikkatle baktı ki kıza, bu, kızın da ilgisini çekmiş olmalı, o da döndü ve fark etti Mario’yu. Önce bir an tanımadan baktıysa da büyük bir sevinç belirdi gözlerinde ve tanıdı onu.

“Merhaba…” dedi heyecanla, “Ne zaman geldin?”

“Çok olmadı, ne kadar büyümüşsün.” diye cevap verdi Mario.

Yıllar önceki utangaç tavrını kaybetmemişti kız.

“Üniversiteye gidiyorum, kukla bölümüne.”

Bir an gözlerinin dolduğunu hissetti Mario.

“Öyle mi? Kuklasız halini hatırlıyorum da bu şehrin.”

“Yılın belli zamanlarında da, sizinkiler çok kalabalık geldiklerinde gönüllü olarak onlara rehberlik yapıyorum. Bak tanıştırayım seni” Yüksek sesle arkasındaki gruba Mario’yu tanıttı ve onun çok eski bir aile dostları olduğunu söyledi. Bir kez daha gözleri dolar gibi oldu Mario’nun. Sonra o da arkadaşıyla tanıştırdı kızı.

“Annemle babam da seni gördüklerine çok sevinecekler. Hadi bize katılın. Sonra da eve gider sürpriz yaparız bizimkilere.”

“Olur, ben de özledim onları.” dedi Mario ve bir anda arkadaşının fikrini almadığını fark edip ona döndü.

“Sanırım ben de yeni dostlar kazanacağım, ne güzel.” dedi arkadaşı.

<p”>Gülümseyerek gruba katılıp kızı takip etmeye başladılar. Daha önce Mario’nun hiç gitmediği birkaç yerine götürdü kız onları şehrin. En ilginci de, bir kukla tiyatrosuna gittiler. Akşamki gösteri için hazırlık vardı sahnede. Bir süre bu hazırlığı izlediler. Sonra kızın rehberlik yaptığı grubu otellerine bırakıp eve, anne-babasını görmeye gittiler. Gerçekten de büyük bir sürpriz oldu onlara. Çok sevindiler eski bir dostu gördükleri için. Araya onca yıl girmemiş de daha dün görüşmüşler gibi hissediyordu hepsi. Mario çok suçlu hissediyordu kendisini, yıllardır hiç gelmediği için bu şehre. Bu duygusunu diğerleriyle de paylaştı.

<p”>

“Üzülme” dedi anne muzipçe “arkadaşların senin hatanı telafi etmek için çok çabaladılar. Görmüşsündür etrafta.”

Hep birlikte epeyce güldüler bu espriye. O an bir karar aldı Mario.

“Her yıl bir kez olsun geleceğim bundan böyle. Hatta şu tiyatroda bile çalışabilirim arada bir.”

Küçük bir sessizlik oldu. Kız atıldı.

“Ne dersin birlikte çalışmaya. Okulun bitmesine çok az kaldı.”

<p”>”Neden olmasın ama başrolü ben oynarım, bilmiş ol.”

Büyük bir kahkaha patladı.

“Tamam” dedi kız “Anlaştık. Senden öğreneceğim çok şey var daha.”

Bir daha hiç kuklasız kalmamasını dilediler bu şehrin ve sohbetlerine devam ettiler.

 

http://www.izmirkuklagunleri.com

Reklamlar