Etiketler

,

 

BİRİNCİ PERDE

Yeniçeri ve Sipahilerden asiler, Topal Recep Paşa’nın himayesinde, Hüsrev Paşa’nın azledilmesini bahane ederek Topkapı Sarayı’nı basarlar. Sultan Murat’ı ayak divanına çağırmakta ve onunla yüz yüze görüşmek istemektedirler. Padişah gelir. Babü’s saade önüne kurulan tahta oturur. Asiler, devletin ileri gelenlerinden bazılarının, bu arada Şeyhülislam Yahya Efendi, Defterdar Mustafa Paşa, Yeniçeri Ağası, Hasan Halife, padişahın nedimlerinden Musa Çelebi ile Sadrazam Hafız Paşa’nın kendilerine teslim edilmesini isterler. Sultan Murat, zorbaların baskısı karşısında canlarına zarar gelmemesi şartıyla bu kişileri görevlerinden alır. Devlet için yararlı öteki devlet adamlarının yanı sıra sadrazamının da başının istenmesi onun isyanına neden olmuştur. Bunu aryasında dile getirir Sultan Murat; ‘Hafız Paşa, veremem onu veremem’. Hafız Paşa’nın yerine, zorbaların baskısıyla Topal Recep Paşa, sadrazam yapılır. Murat, her şeyin farkına varmış ve Topal Recep ile zorbaların diğer elebaşlarına karşı hırslanmıştır. Sultan Murat’ın, sanatını ve fikirlerini takdir ettiği Şair Nefi, kendisini huzuruna kabul eden Sultan Murat’a, bir işaret niteliğindeki yeni şiirini okur (‘Ey yenilmez orduların başbuğu, indir artık lütfet, indir göklerde büyüyüp güçlenen yumruğu’). Her ulusun kendine göre kahraman istediğinden ve Kanunî’den sonra Osmanlı kılıcının kınında paslandığından söz eder. Sultan Murat, devlet idaresini eline almak istemekte; bunun için bir şeyler yapabileceğini sezmekte, hatta bilmektedir ama nereden başlayacağını kestirememektedir. ‘Fettan durumları kollayın’ der Nef’i. Padişah Naibi konumundaki Kösem Sultan, yönetimde söz hakkını kaybetmemek için Recep Paşa ile işbirliği yapmakta, Murat da bunu bilmektedir. Üzerindeki baskının artması artık çocukluktan çıkmış olan genç Sultan’ın, annesi Kösem Sultan ve zorbaların desteğiyle Sadrazam olan Recep Paşa’ya muhtaç olmasını sağlayacaktır. Plan, Sultan Murat’ı daha önce Sadrazamlıktan azlettiği Hüsrev Paşa’ya karşı kışkırtarak öldürtmek ve böylece zorbaların baskısını daha da artırmaktır. İşte ‘fettan durum göz kırmaktadır’ Murat’a; buyruğu yazarak annesi Kösem Sultan’a vermek yerine, doğrudan kendisi verir Sultan Murat. Ondaki bu değişiklik ve Hüsrev Paşa’nın öldürtülmesi konusunda kendilerinden daha istekli olması şaşırtmış ve endişelendirmiştir Kösem Sultan’ı. Hüsrev Paşa, Padişah buyruğuyla öldürtülmüştür. Kösem Sultan, Murat’la ilgili düşünce ve endişelerini Recep Paşa’ya da aktararak geri çekilmek ister. Ancak Recep Paşa, bunu birlikte planladıklarını ve sonucun kendi çıkarlarına olacağını söyleyerek Kösem Sultan’ı ikna etmeye çalışır. Kösem Sultan, oğlu Murat’a bir zarar gelmemesini ve zorbaların bir daha saraya saldırtılmamasını şart koşar Recep Paşa’ya. Ama Recep Paşa önceden hazırlamıştır her şeyi; zorbalar yine sarayı basmış ve Hafız Paşa’yı istemektedirler. Padişah kaçmasını söyler eski sadrazamına. Ancak Hafız Paşa, Padişahı güç durumda bırakmamak için çocuklarını ona emanet ederek tek başına zorbaların üstüne yürür. Değer verdiği Hafız Paşa’nın kendi gözleri önündeki katli Murat’ı derinden etkilemiş ve iyiden iyiye hırslandırmıştır. Murat, öcünü alabilmek için kendisine güç vermesini diler Tanrıdan (‘Tanrım güç ver bana´).

 

İKİNCİ PERDE

Recep Paşa, Sultan Murat’ın tahttan indirilmesini görüşür Kösem Sultan’la. Murat’ın yapabileceklerinden ve artık ona söz geçiremeyeceğinden endişelenen Kösem Sultan buna razıdır, ama onun yerine, yine kendisinden doğma, Şehzade Kasım’ın tahta geçmesini istemektedir. Bu yolla artık Murat’a geçiremediği sözünü Kasım’a geçirebilecektir. Recep Paşa ise geleneğe göre en büyük Şehzade olan Bayezid’in tahta geçmesi gerektiğini, zorbaların böyle istediğini söyler. Recep Paşa’nın yeni planı, artık çıkarlarının çatıştığı Kösem Sultan’dan da bu yolla kurtulmaktır. Oğlu Sultan Murat’ın güvenini kaybetmiş olan Kösem Sultan, artık çaresizdir, kendisine ve oğullarına zarar gelmemesi koşuluyla bunu kabul etmek zorunda kalır. Murat’a sadık bir cariye olan Dilfigar, bu konuşmayı gizlice dinlemiştir. Durumu hemen padişaha bildirir. Murat, Recep Paşa’yı boğdurur, ölüsünü bir çuvala koydurup saray kapısında bekleyen, Recep’in adamlarının önüne attırır. Annesi Kösem Sultan’ı ise hareme hapseder. Kösem Sultan saraydan çıkmak için çeşitli gerekçeler gösterir, hatta Padişah’ın babası olan Sultan Ahmet’in mezarını ziyaret edeceğini bile söyler. Ancak hiçbir koşulda saraydan, hatta haremden çıkmasına izin yoktur. ‘Buyruk kesindir’. Kösem Sultan, oğluna önce can, sonra da Cihan Saltanatı sağlamış, oğluysa onu hareme hapsetmiştir. Son derece kırgın, kızgın ve öncekinden daha hırslıdır şimdi Kösem Sultan (‘Benim gecemden doğan yıldızın demek bu denli gümrah oğlum, ama parlayan yıldızını emer bitirir ana karanlık’). Murat artık harekete geçmiştir. Bu kez kendisi bir ayak divanı düzenler. Ancak, yeniçeriler, sipahiler, bilginler ve halktan temsilcilerin çağrılacağı bu ayak divanı, zorbaların alışkın olduğu Babü’s saade kapısı önünde değil, Sultan Murat’ın uygun gördüğü başka bir yerde yapılacaktır. Bu divanda tam bir güç gösterisinde bulunur Murat. İslam’ın Halifesi, Osmanlı Devletinin Padişah’ı olduğunun ve divandakileri nasıl etkisi altına alacağının bilincindedir. Kur’an’dan seçtiği ayetlerden ve kendisinin İslam’ın Halifesi olduğundan söz ederek başlar konuşmasına. Herkes şaşkındır. Sonra zaferler kazanmış olan atalarını hatırlatır divandakilere ve sonunda Bağdat seferine çıkılacağı haberini verir. Divanda bulunanlar ‘ya Bağdat, ya ölüm’ naraları atarken Sultan Murat amacına ulaşmanın verdiği gurur içindedir. Bağdat’ın yeniden fethedilmesi için ant içmelerini sağlar divandakilerin. Ardından önceden hazırlattığı kocaman bir gürzü kaldırarak oradakilerin şaşkın ve korku dolu bakışları arasında kendisi ant içer; ‘Her kim benim kurduğum düzene karşı gelir, kurduğum düzeni tehdit ederse, bununla ezeceğim beynini!’.

 

ÜÇÜNCÜ PERDE

Bir yandan sefer hazırlıkları öte yandan zorbaların teker teker ortadan kaldırılması sürmektedir. Bir sonbahar gününde İstanbul’da büyük bir yangın çıkar ve rüzgarın etkisiyle güçlenerek şehrin büyük bir kısmını kül eder. Sultan Murat gerçek olmamakla birlikte yangının kahvehanelerden çıktığını söyleyerek bu bahaneyle zorbaların buluşma noktaları olarak düşündüğü, ancak ‘uygunsuz ve ahlaksız gürûhun toplandığı’ yerler olarak dile getirdiği kahvehane ve meyhaneleri kapattırır, tütün ve içki kullanımını yasaklar. Murat’ın baskısı günden güne artmaktadır. Sultan Murat’ın uygulamalarını doğru bulmayan Nef’i, düşüncelerini hicivlerinde dile getirmekte, vezirleri ve hatta Sultan Murat’ın kendisini bile sivri bir dille, korkusuzca eleştirmektedir. Murat’ın ölüm tehditi taşıyan uyarısı bile engel olamaz ona. Sonunda kendi kendini cellada teslim eder büyük Şair. Sultan Murat’ın Revan Kalesi’ni fethettiği haberi, çığırtkan tarafından halka ilan edilmektedir. Buyruğa göre; ‘Herkes ölçülü bir biçimde eğlenerek, bu zaferi kutlayacak, eğlenmekte ihmali görülenlerin gereği düşünülecektir’. Baskı giderek artmaktadır. Ancak buna aldırmayanlar hatta meyhanelerde bir araya gelerek gizli gizli içenler bile vardır. Sultan Murat, tebdil-i kıyafet ederek, cellat Kara Ali ve Bostancıbaşı ile birlikte ünlü içkici Bekri Mustafa’nın meyhanesine gelir. Niyeti suçüstü yapmak ve Bekri Mustafa’yı öldürtmektir. Ancak Bekri Mustafa’nın davranışları ve Sultan Murat’ın kendisinin de sevdiği içki ve içmeye ilişkin sözleri onu bundan vazgeçirir. Kimliğini açıklamadan ve Bekri Mustafa’nın canını bağışlayarak oradan ayrılır. Bu arada Revan Kalesini kendi elleriyle Sultan Murat’a teslim eden eski Revan Kalesi Beyi Emirgûneoğlu İstanbul’a yerleşmiş ve sık sık, bol şarap sunumunun yapıldığı eğlenceler düzenlemektedir Sultan Murat için. Bu onun genç yaşta yakalandığı damla hastalığının artmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte gün geçtikçe daha cüretkar davranışlar sergiler Murat. Fener Patriği’ni, Moskova ile gizlice mektuplaştığı için idam ettirir. Bir süre sonra Bağdat seferine çıkarak, İran Şah’ının elinde bulunan Bağdat’ı Osmanlı topraklarına katar. İstanbul’a döndüğünde, uzun süredir düşündüğü Venedik seferini planlamaya başlar. Ancak sağlığı iyiden iyiye bozulmuştur. Hekimler yasakladığı halde içki içmeyi sürdürmüştür. Fenalaşır. Sanrılar görmeye başlar. Haberi alarak gelen Kösem Sultan’ı görmesi onu çılgına çevirmiştir. Yaşayan tek kardeşi İbrahim’in de giderilmesini, buna engel olmaya kalkarsa annesinin bile giderilmesini söyler Sadrazam Mustafa Paşa’ya. Acı çekmekte, canı bedeninden ayrılmaktadır. Sadrazam´a Venedik seferine çıkılması yönündeki buyruğunu verirken yere yığılır. Bu onun son buyruğu olmuştur.

 

ORKESTRA ŞEFİ ERCAN YENAL
SAHNEYE KOYAN EVİN ATİK
DEKOR KAAN GÜREŞÇİ
KOSTÜM NURSUN ÜNLÜ
KORO ŞEFİ ALİ HOCA
IŞIK MÜFIT ÖZBEK
KOREOGRAF ŞEBNEM ŞENEL

 

SULTAN IV. MURAT TEYFİK RODOS , KIVANÇ UĞRAŞBUL
KÖSEM SULTAN NURGÜN BABURHAN , A.SEMA GÜNSOY
SADRAZAM TOPAL RECEP PAŞA R.ALTUĞ DİLMAÇ , HALDUN ÖZÖRTEN
NEF’İ TANKUT EŞBER , FIRAT YALÇINKAYA
SİLAHTAR OĞUZ ÇİMEN , SERKAN TAYLAN
BOSTANCIBAŞI SUHAN ARSLAN , AŞKIN METİNER
SADRAZAM KARA MUSTAFA PAŞA NEJAD BEĞDE , G.NAZİF VARKAN
BEKRİ MUSTAFA Ş.ALPARSLAN MATER , M.ERDEM TÜRKBAY
DİLFİGAR EYLEM DEMİRHAN DURU , Ş.DERYA KIRCALI GÜRLÜK ,S.EVREN IŞIK
HAFIZ PAŞA A.RIZA EKŞİOĞLU , MERTOL TÜRKBAY
İHTİYAR BİLGİN MUSTAFA BOROVA , MEHMET BÜYÜKKESKİN
İSTANBULLU H.ZİYA ELMACI , HÜSEYİN GENÇ
DİĞER İSTANBULLULAR ADNAN AYCAN , MURAT DİREK , S.DÜNDAR ER
M.KAYHAN SAĞLIKSEVER , KANER SÜMER , HASAN TAŞ
ÇIĞIRTKAN MURAT DUYAN , ASIM SEYHAN , NEJAT ŞENGÜN
CELLAT KARA ALİ MURAT ERSOYLUOĞLU , A.SÜHA ULUSOY

 

REJİ ASİSTANI Y.YAVUZ GÜNSOY
KORREPETİTÖR CEMİLE CABBAR KIZILATEŞLİ , TUĞÇE ÖZAYTEKİN
KONDÜVİT M.CÜNEYİT SARAÇOĞLU , NEJAT ŞENGÜN
SUFLÖR- SUFLÖZ Ö.BEHÇET BAŞAK , ESRA BENGÜTAŞ
PROJEKSİYON AHMET ŞEREN

 

IV. MURAT IV. MURAT IV. MURAT
IV. MURAT IV. MURAT IV. MURAT
IV. MURAT IV. MURAT IV. MURAT
IV. MURAT IV. MURAT IV. MURAT

Temsil Tarihleri

16.11.2012 Cuma 20:30 ELHAMRA SAHNESİ
17.11.2012 Cumartesi 15:00 ELHAMRA SAHNESİ
01.12.2012 Cumartesi 15:00 ELHAMRA SAHNESİ
06.12.2012 Perşembe 20:00 ELHAMRA SAHNESİ
Reklamlar