Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Onur Ödülü

ÇOLPAN İLHAN

İzmirli bir ailenin sanatçı kızı olan, Türkiye’nin önemli bir dönemine damgasını vurmuş Çolpan İlhan; tiyatro ve sinema oyuncusu, ressam, moda tasarımcısı ve tiyatro eğitmeni olarak birçok alanda önemli başarılara imza atmış, İzmir’in yetiştirdiği değerli bir sanatçıdır.

Okumanın şart olduğu bir aile geleneğinden gelen Çolpan İlhan, bu geleneği bozmamış; her zaman hedefleri olan bir genç kız olmuştur. Oyuncu olmak da hedefleri arasındadır.  Babası Bedri İlhan’ın vali olarak bulunduğu Balıkesir’de o sıralarda lise öğrencisi olan İlhan, halkevinde tiyatro oyunları oynamış; aldığı alkışlar, onun ileride oyuncu olmasına vesile

olmuştur. İstanbul’a ağabeyi Atilla İlhan’ın yanına üniversite okumaya giden oyuncu, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümünde okurken, akademideki arkadaşları ile birlikte “Akademi Tiyatrosu”nu kurup, öğrenciliği boyunca oyunlar hazırlamıştır. İçindeki bu tiyatro sevdası ile istekli ve kararlı yapısı, onun İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünü de bitirmesine neden olmuştur.

Akademinin ikinci yılında; arkadaşlarıyla hazırladıkları Antigone oyununu izleyen Orhan Hancerlioğlu, Çolpan İlhan’ın oyunculuğunu çok beğenmiş, Kamelyalı Kadın ( 1957) filmine uygun oyuncu bulamayan yönetmen arkadaşı Şakir Sırmalı’ya bu beğenisinden bahsetmiştir. Çolpan İlhan’a filmde oynama teklifi geldiğinde henüz akademide 3.sınıf öğrencisidir.  Filmde oynamak için, ağabeyi Atilla İlhan’ın desteğiyle babasından izin alır. Böylece; rol aldığı ilk filmi Kamelyalı Kadın’la Yeşilçam’ın starları arasına girmeyi başarmıştır. Aynı yıl, Küçük Sahne’de Münir Özkul ve Uğur Başaran ile Sevgili Gölgeoyunuyla da ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşamış; çok sevdiği tiyatro ve sinema oyunculuğuna daha üniversite öğrencisiyken başlamıştır.

Çolpan İlhan sinemadaki oyunculuk kariyerine; Kamelyalı Kadın gibi o dönemin Türk filmlerinde görmeye alışık olmadığımız bir karakterle giriş yapmış; genç yaşına rağmen bu zor rolün altından kalkmayı başarmıştır. Sinemamıza girdiği yıllarda; Yeşilçam starlarından farklı bir oyunculuk anlayışı geliştirerek, birbirinden değişik rolleri kabul edip, cesurca canlandırmış; aldığı her role oyunculuk yorumunu katmayı başarmıştır. Böylece; dönemin Yeşilçam sisteminin dışındaki oyunculuk anlayışıyla, sinemamızda farklılık yaratmıştır.
20 yaşında başladığı sinema serüveninde her türlü zor rolün üstesinden gelen sanatçı, sinemamızda “rol seçen oyuncuunvanıyla tanınan ve “karakter oyuncusu” sıfatıyla bilinen, farklı bir Yeşilçam Starı olmuştur. Rol aldığı 200’e yakın filmle sinemamıza önemli katkı sağlamış, aldığı sanat eğitiminin duyarlılığını filmlere yansıtmayı başarmış, sinemamıza adını “Yeşilçam Star Sistemi”nde alışık olduğumuz oyunculardan farklı bir yere yazdırmıştır.

1970 yılına kadar birçok önemli filmde başrol oynamış olan oyuncu, 1974-1976 yıllarında Halit Refiğ tarafından çekilen ilk televizyon dizisi Aşk-ı Memnuda Matmazel rolüyle zihinlerimizde yer etmiştir. 1976’dan sonra sinemaya bir süre ara vermiştir.

İlhan, 1997 yılında “Sadri Alışık Tiyatrosu”nu açarak, tiyatro alanına önemli bir katkı sağlamış,  Sadri Alışık ismini ölümsüzleştirmiştir.  Ayrıca 1997 yılından bu yana “Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri”ni veren önemli bir sanatsal etkinliği 16 yıldır başarıyla sürdürmektedir. Son yıllarda oğlu Kerem Alışık ile ‘Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde gençlere tiyatro dersleri vermektedir. Gençlerle birlikte olmaktan duyduğu mutluluğu her fırsatta dile getiren İlhan, tiyatro oyunculuğunu çok zor bir meslek olarak ansa da, oyuncuları “küçük mutluluklarla yetinen savaşçılar” olarak tanımlar. Rol aldığı kimliklere ve kişiliklere bürünerek, yaşamın monotonluğundan kurtulduğu için kendini şanslı gören sanatçı;  oyunculuk kariyerine heyecanını kaybetmeden devam etmektedir. Şu sıralarda Sadri Alışık Tiyatrosu’nun sahnelediği“Sonbaharı Beklerken” adlı oyunda Alzheimer hastalığından ölen İrlandalı filozof Iris Murdoch’ı başarıyla canlandırmaktadır.

Uzun bir aradan sonra tekrar İzmirlilerle buluşmanın heyecanını yaşayan 12. Uluslararası İzmir Film Festivali bu yıl, “Yeşilçam Sineması”nda oyunculuk anlayışıyla farklılık yaratmış değerli sanatçı Çolpan İlhan’a “Yaşam Boyu Onur Ödülü”nü takdim etmektedir.

Oyuncunun öne çıkan sinema filmleri: Kamelyalı Kadın (Şakir Sırmalı, 1957), Bir Şoförün Gizli Defteri (Atıf Yılmaz, 1958), Kalpaklılar(Nejat Saydam 1958), Yalnızlar Rıhtımı (Ö. Lütfi Akad, 1959), Zümrüt (Ö.Lütfi Akad, 1959), Cumbadan Rumbaya ( Peyami Sefa, Turgut Demirağ, 1960) Avare Mustafa (Memduh Ün, 1961), İkimize Bir Dünya (Nevzat Pesen, 1962), Ekmekçi Kadın (Zafer Davutoğlu, 1965), Allahaısmarladık (Nejat Saydam, 1966), Sinekli Bakkal (Mehmet Dinler, 1967), Seni Kalbime Gömdüm (Fevzi Tuna, 1982). Ağaçlar Ayakta Ölür ( Kamil Renklidere, 2000)

Sabire Soytok

www.kadinmedya.com  Röportaj: Kübra Doğru

BİR REBET; COSTAS FERRIS (1935, KAHİRE)

Filmlerinde daima ele aldığı sürgün, göç, karşı duruş ve sıra dışı öykülerin kahramanları sanki Yunan yönetmen Costas Ferris’in yaşamının izdüşümleri gibidir. Kahire’den başlayan yolculukta yönetmen; Yunanistan’da bir ara soluklanmış, sonra siyasi nedenlerden dolayı sürgün edilerek Paris’te (1967-1973) sinema ve uğraştığı diğer alanlarda çalışarak, üreterek, fikir birlikleri ve ortaklıklar yaratarak yaşamış, 1973 yılında ülkesine döndüğünde ise çalışmalarına hız kazandırmıştır.

Hayatındaki bu daimi yer değiştirmeler, farklı kültürlerin, izlerin zihnine işleyen dokusu, bir süre sonra yerleşik hayata geçse bile uzun süren bu yersizlik-yurtsuzluk; yönetmenin ilgi alanlarındaki yelpazenin açılmasına neden olmuştur. Sadece sinema yönetmenliği alanında değil, yapımcılık, TV program ve dizi yönetmenliği, oyun yazarlığı, senaristlik, kompozitörlük, yazarlık, oyunculuk ve senaristlik konularında da topyekûn bir keşfe çıkmış gibidir.

Dünyada ve Türkiye’de en fazla Rembetiko (1983) filmiyle tanınan yönetmen, aslında incelendiğinde, içinden farklı tonlarda, renkte ve biçimde eserlerin derin bir mütevazilikle harmanlandığı bilinmeyen bir hazine misalidir. Bu derin bağlar farklı disiplinlerdeki keşif yolculuğu olarak kalmamış aynı zamanda yine uluslararası düzeyde sanatsal kurum ve kuruluş üyeliklerini de beraberinde getirmiştir. Yunan Yönetmenler Topluluğu, Yunan Senaristler Topluluğu üyeliklerinin yanı sıra, SACEM (Sociéte des Auteurs, Compositeurs et Editours de Musique) ve FEMA (Avrupa Film Yönetmenleri Federasyonu-Federation of Eurepeon Film Directors) üyesidir.

Tüm bir Batı kültürünü etkileyen, oluşturan mitologya ve tragedya geleneği, 20. yüzyılda Yunan Sineması alanında en fazla Theo Angelopoulos ve Costas Ferris’in eserlerinde kendisini soyutlamalarla hissettirmiştir. Oidepus, Dyonisos, Prometheous, Elektra… tümü farklı biçimlerde, trajik bir alınyazısının modern versiyonları olarak karşımıza çıkar.

Ferris’in Promethous’un İkinci Kişiliği (Promitheas Se Theftero Prosopo – Proemthus’ Second Person, 1975) isimli filmi, mitolojik bir kahraman izleğinden çıkıp, günümüze uyarlanan modern ve eleştirel bir versiyondur. Bu filmde, politik bir benzetme aracılığıyla, Promethous’un modern versiyonu sayılabilecek genç bir devrimci, halk adına diktaya karşı bir duruş sergiler. 1989 yapımı “Oh Babylon”da ise, tıpkı mitolojide Bacchus’un ailesine karşı olması gibi, dini inançlar konusunda ayrılığa düşen iktidar sahibi bir ailenin öyküsünü ele alır. Esrime ve şarabı simgeleyen Dionysus bu bölünmeyi zaman zaman zorlar. Modern versiyonda; ailesinin eski inançlarına karşı olan genç yazar bitirmek için avans aldığı kitabını bir türlü bitirememekte ve ailesi tarafından inançsızlığı nedeniyle küçümsenmektedir. Bu filmde eski tragedya geleneği sadece mitolojik anlatı boyutunda değil, bir takım yabancılaştırma ögelerinin de bulunduğu “Koro” ile de anlam kazanır. Birçok kısa metraj, Tv dizisi, belgesel, eğitim ve araştırma programlarının yanı sıra, müzik belgeciliği, yazarlığı, kompozitörlüğü alanında da çalışıp eserler veren yönetmenin, dünya çapında tanınırlığı Rembetiko ile gelmiştir.

Filmin hikâyesi 1917 yılında İzmir’de başlar. Filme konu olan kadın karakter Marika İzmir’de doğar. Annesi ve babası birer Rembetiko şarkıcısıdır. Sonra İzmir Yangını ve göç… Bir değiş-tokuş gerçekleşir. İzmir’den, Yunanistan’a mübadeleyle giden aile yine tavernalarda programlarına devam ederken, Marika da topluluğun bir üyesi olarak küçük yaşından itibaren bu hayatın içine atılır.

Rembetiko’ların yaratıcıları alt tabakadan, işsiz, genelde toplumdışına atılmış insanlardır. Asi ve kural tanımayan, kurumsal güçlere karşı fakat militanca eylemler yerine şarkıları ile karşı duran, silah taşıyan, yoksul ve kendilerine özgü bir lügatleri olan topluluklardır. 19. yüzyılın sonunda İstanbul ve İzmir’de yaşayan Rum vatandaşların şarkıları olarak ortaya çıkar. Aşk, ayrılık, protesto, yer altı dünyası, haşhaş şarkıları, hapishane, yoksulluk, hastalık, ölüm, göç ve hasret şarkıları diye çeşitlenebilir. Gezgindirler, göçebedirler, yoksuldurlar. Doğal olarak bu müzik bu insanların her gittikleri yerde “yabancı” olmalarının derin hüznünü barındırır.

Filme konu olan başroldeki Marika’nın özelinde, İzmir’den başlayan, Atina’da devam eden, Yunanistan’ı turnelerle dolaşan, Amerika Chicago’da süren ancak yine kendisine bir türlü kucak açmayı beceremeyen ana vatanına dönen tüm Rebet’lerin hikâyesi anlatılır.

Costas Ferris, toplumdışına itilmiş, değeri çok sonradan anlaşılmış bu insanların öyküsüne müthiş bir duyarlılık ve sinema estetiğiyle yaklaşarak aslında destansı bir film yaratmıştır. Bu destan hem İzmir’i, hem Atina’yı, hem Rum’ları, hem Türk’leri çok yakından ilgilendiren ortak bir kültürün ince ince işlenmesi gibidir.
12 yıl aradan sonra tekrar başlattığımız 12. Uluslararası İzmir Film Festivali’nde yönetmeni, bu resmi politika ötesi yaklaşımı, müziksel ve görsel duyarlılığı, kültürlerarası bağı güçlendiren ve bu yolla bir takım tarihsel gerçekleri de sinema aracılığıyla ortaya koyduğu için kendisine “Yaşam Boyu Onur Ödülü” vermeyi uygun görüyoruz.

Yard.Doç.Dr. Dilek Tunalı
25 Şubat 2012- İzmir

Akademi Onur Ödülü

OKTAY KUTLUĞ

Ege Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde açılmış olan Sinema-TV Bölümü – daha sonra kurulan Dokuz Eylül Üniversitesi içinde akademik etkinliğini sürdürürken, bölümün önde gelen – Alim Şerif Onaran, Lütfi Ö. Akad, Özdemir Nutku ve Suat Taşer gibi isimlerinin yanında, Öğretim Görevlisi Oktay Kutluğ da akıllarımıza kazınmış değerli bir isimdir.

1935 yılında Kütahya’da doğan Oktay Kutluğ, Gazi Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, Film-Radyo-Televizyon Merkezi’nde sekiz yıl çalıştı. Öğrencilerine, resim sanatının görsel imgesiyle, sinema sanatının sinematografik imgesini buluşturarak, tüm bu yapıyı, sinemasal öykü düzeyinde bir eğitimci için son derece kısıtlı olanaklarla, ancak olağanüstü bir öğretme ve belletme inancıyla aktardı.

Kutluğ’daki öğretme ve belletme inancı bir “eğitimci”nin öğrenci üzerindeki iktidar kurma arzusundan ziyade, henüz çok yeni bir alan olan “sinema” konusunda nereye savrulacakları belli olmayan bir “gönüllü” güruhuna yön verme, eğilim kazandırma, görsel algılama konusunda potansiyel güçlendirme deneyimiydi.

Kutluğ, 1976’da Ege Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’den, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne geçişte de; dışarıda tecrübe ettiğini paylaştı. Tahtaya tebeşirle çizdiği kamera görüntüsünde, öğrencilerine bir kameranın bölümlerini anlatmaktan çok, görünür gerçekliklerden kocaman duyarlılıklar yaratan sinemaya dair öyküler oluşturmanın yollarını ve yöntemlerini öğretti. Sinematografik bir öykünün açık, net, anlamlı ve anlaşılır bir şekilde nasıl ifade edilebileceğini aktardı.

Tüm bu sebeplerden dolayı, Semih Kaplanoğlu, Ümit Ünal, Yüksel Aksu, Ömer Uğur ve daha niceleri için, bugün sinema dünyasındaki konumlarına yolculuklarındaki ilk adımlarını Kutluğ’un verdiği “Sinema-TV dersine Giriş” dersinde attılar diyebiliriz.

Sayın Oktay Kutluğ; o dönemde pratik olarak bir kamera üzerinde deney yapamayan sinema öğrencilerine bir görüntüyü kara tahta üzerinde gösterip öğrettiği için, en olmadık gündelik hayatlardan “anlam” yaratan öyküler çıkardığı için değerli ve önemlidir. Bu “değer” ve “ önem” hep akıllarda olan Sayın Hocamız Oktay Kutluğ’a, Akademi Onur Ödülü verilmesinin temel ve asli nedenidir

Yrd. Doç. Dr. Dilek TUNALI

Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri

“Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri” kurmaca kısa filmlerin yönetmenleriyle birlikte tüm ekiplerinin başarılı çalışmalarına dikkat çekerek 2011 ve sonrası yapımı başarılı kurmaca kısa filmleri ve ekiplerini ödüllendiriyor ve izleyiciler ile buluşturuyor.

“Ön Değerlendirme ve Öneri Komitesi” üyeleri, değerlendirmeye aldıkları 200’den fazla film arasından başarılı buldukları filmlerin ekipleri için, “Birinci”, “En iyi” gibi hiyerarşik sıfatlar taşımayan özgün ödüller önerdi. “Kurmaca Kısa Filmler Programlama ve Ekip Ödülleri Değerlendirme Komitesi” de bu öneriler arasından 7 filmin gösterime alınmasına ve bu filmlerin 26 ekip elemanına 9 özgün kategoride ödül verilmesine karar verdi.

Uluslararası İzmir Film Festivali bu yıl Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri kapsamında ödül alan 12 ekip elemanını İzmir’de konuk ediyor ve ödül alan 7 filmi izleyicilerinin beğenisine sunuyor.

Kurmaca Kısa Filmler Programlama ve Ekip Ödülleri Değerlendirme Komitesi
Burak Bakır
Emrah Suat Onat
Umut Subaşı
Zehra Zıraman

Ön Değerlendirme ve Öneri Komitesi: 
Onur Akşit
Talha Altınkaya
Yeşim Çakır
Okan Çil
Merve Debreli
Volkan Işıl
Halil Serkan Köse
Gözde Özkurt
Umut Subaşı
Doğa Yıldız

KURMACA KISA FİLMLER GÖSTERİM PROGRAMI

1982
Yönetmen: Yıldıray Yıldırım

ALİ ATA BAK
Yönetmen: Orhan İnce

BAYDARA “EDRA’NIN KADERİ”
Yönetmen: Can Eren

DİREK AŞK
Yönetmen: Ertuğ Tüfekçioğlu

EKMEĞİM
Yönetmen: Hakan Ün

GAROTTE
Yönetmen: Deniz Tarsus

GERÇEK BİR HİKAYEDEN UYARLANMIŞTIR
Yönetmen: Kerem Keskin

KURMACA KISA FİLMLER EKİP ÖDÜLLERİ

1982

İroni Ödülü :
Yönetmen & Senarist & Kurgucu: Yıldıray Yıldırım

ALİ ATA BAK

Bakış Açısı Ödülü:
Yönetmen & Senarist & Yapımcı: Orhan İnce

Çocuk Oyuncular Ödülü:
Oyuncular: Ferzende Tanrıverdi (Ali), Yunus Tanrıverdi (Adem), Helin Güneş (Havva)

BAYDARA “EDRA’NIN KADERİ”

Sanat Yönetimi Ödülü:
Sanat Yönetmeni & Kostüm & Sanat Grubu: Ayşe Abayoğlu
Makyaj: Leyla Süner
Sanat Grubu: Müslüm Çalasın, Pelin Kaçar, Yaşar Arif Karagülle, Cansu Özkan, Duygu Özbağcı, Baran Tekay

DİREK AŞK

Ekip Çalışması Ödülü:
Yönetmen & Kurgucu & Yapımcı: Ertuğ Tüfekçioğlu
Senarist & Yapımcı & Oyuncu (Serap): İrem Altuğ
Oyuncu: Atalay Sezgün (Direk Sesi)
Yardımcı Yapımcı: Aras Dostlar
Yardımcı Yönetmen: Gökhan Ekremoğlu
Müzik: Yağmur Kaplan
Görüntü Yönetmeni: Can Sarcan
Renk: Bora Gökşingöl

EKMEĞİM

Gerçekçi Anlatım Ödülü:
Yönetmen & Yapımcı & Senarist & Kurgucu & Foley & Renklendirme: Hakan Ün

Değer Katan Oyuncu Ödülü:
Oyuncu: Elifcan Kıvrak (Mediha)

GAROTTE

Kafkaesk Atmosfer Ödülü:
Yönetmen & Senarist & Kurgucu: Deniz Tarsus

GERÇEK BİR HİKAYEDEN UYARLANMIŞTIR

Sinamatografi Ödülü:
Görüntü Yönetmeni: Tayman Tekin
Kamera Asistanı: Silvyo Behmoaras

 

 

Yaşam Boyu Onur Ödülleri

YALNIZLAR RIHTIMI 
THE LONELY ONES’ QUAY

Lütfi Ö. Akad / TÜRKİYE TURKEY / 1959

Reklamlar