Etiketler

,

2012 TÜRKİYE’DE ÇİN KÜLTÜR YILI ETKİNLİKLERİ
ŞANGHAY ŞARKI VE DANS TOPLULUĞU

ŞANGHAY ŞARKI VE DANS TOPLULUĞU

Fulya Sanat Merkezi

Kültür Devrimi’nden sonra, 1979 yılında kurulan Şanghay Şarkı ve Dans Topluluğu, yurtiçinde ve yurtdışındaki gösteri ile büyük beğeni topluyor. Çin’in en saygın gruplarından biri olan ekip Çin dansını yeniden keşfederek çeşitli türlerden yararlanarak etnik dans tiyatrosuna odaklanıyor ve bu yeni dille geniş bir seyirci kitlesine sesleniyor.

2012 TÜRKİYE’DE ÇİN KÜLTÜR YILI ETKİNLİKLERİ
PEKİN OPERASI

PEKİN OPERASI

Fulya Sanat Merkezi

“Doğu Operası” da denilen Pekin Operası Çin kültürünün başlıca geleneklerinden biridir. Opera, öykü anlatmak ve karakter çizmek için oyunculuk yöntemlerini kullanarak şarkı söyleme, okuma, rol yapma, dövüşme ve dansı harmanladığı bir gösteri biçimi geliştirmiştir. Pekin Operası’nda başlıca roller erkek, kadın, boyalı yüzler ve komik karakterlerdir; yardımcı roller de vardır. Rollerin kişilikleri, özellikleri ve kaderlerini sembolize etmeleri dolayısıyla makyaj ve özellikle de renkler, Pekin Operası’nın sanatının en özgün yanlarından biridir.

PEKİN EJDERHA VE ASLAN SOKAK GÖSTERİSİ

Tünel

Uçan ejderha ve aslanla renkli bir sokak şöleni.

KUTLUĞ ATAMAN: İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ ÖZEL PROJESİ
SILSEL

Galata Rum İlköğretim Okulu

Türkiye’nin uluslararası arenada en etkili çağdaş sanatçısı Kutluğ Ataman, İstanbul Tiyatro Festivali için gerçekleştireceği özel bir proje olan Sılsel ile festivalde. Aramice kanat çırpması anlamına geldiği düşünülen, Mardin’in eski Süryani evlerinin tavanlarına yapılmış gökyüzü tasviri Sılsel, kenarları zigzaglardan oluşan turkuaz renkte boyanan dikdörtgen bir motif. Rivayete göre çeşitli baskılardan dolayı sokağa çıkmaya korkan Süryaniler, evlerinin tavanına bu motifi yapar, böylece gerçek gökyüzü özlemlerini bir nebze olsun giderirlermiş. Mardin’in Süryani mahallesinde yaşayan Nasıra Hanım’ın Ataman’a anlattığı bu hikâye, Anadolu’nun şiddet dolu tarihinde hep bir özlem olarak kalan, herkesin korkusuzca altında yaşamaya hakkı olduğu ortak gökyüzü özlemini dile getiriyor. Sılsel performansı, bu özlediğimiz ortak gökyüzünü elbirliği ile biz çağdaşların örmesi, en azından bu özlemimizi ortak bir performansa dökme girişimi… Özgürlüklerden yana bir dünya isteyen herkesi bu sanatsal etkinliğin parçası olmaya davet ediyoruz.

ARZUNUN BEDENİ

Üsküdar Stüdyo Sahnesi

Dans ve Metin: Ayrin Ersöz
Görsel Tasarım ve Video: Gülfem Erdoğan, Metin Çavuş
Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter
İngilizceye Çeviren: Ceren Yalın

47’ sürer; ara yoktur.

Arzumuzun bedeni hem konuşur hem dans eder. Dans ederiz çünkü arzudan dolayı acı çekeriz. Sahip oluğumuz beden her şeye anlam verir. Bir eksiklik, bir tamamlanmamışlık duygusu her zaman içimizdedir. Dolu dolu, eksiksiz bir varoluş içinde yaşama arayışımız hiç bitmez. Yokluklarımızın yerini doldurmak, kayıplarımızı, eksikliklerimizi gidermek isteriz. Dünya hep ötekinindir ve biz haset ve kıskançlık ya da doyum ve mutluluk yollarından geçmeden bunları asla yapamayız…

DERTSİZ OYUN

Altıdan Sonra Tiyatro

Kumbaracı50

Yazan, Tasarlayan, Yöneten: Yiğit Sertdemir
Koreografi: İlyas Odman

50’ sürer; ara yoktur.

Altından Sonra Tiyatro’dan seyretme üzerine bir seyirlik, bir kara mizah: Dertsiz Oyun. Topluluğun 2011–2012 sezonu tasarımı olan “Kumbaracı50’de Gece Hikâyeleri” projesinin sonuncusu Dertsiz Oyun, bir oyunu seyreden 12 kişi arasında geçiyor. Dertsiz Oyun’u izlemeye gelen seyirciler, karşılarında bir oyun seyreden 12 kişiyi bulacaklar. Oyun, seyirci beklentilerinin ve seyrediş halinin nereye evrildiğini, seyredilen“şey”in nereye doğru gittiğini/götürüldüğünü araştıran sözsüz bir oyun. Tiyatronun yüksek ve ideal amacı olan insanı dönüştürmek hedefi nasıl gerçekleşebilir? Bir oyun seyrederken gerçekten bütün seyirciler dönüşürse o oyun ne olur?

YOLA ÇIKTIĞIM GÜN SAKİN SERİN BİR SABAHTI

Ve Diğer Şeyler Topluluğu

Hamursuz Fırını

Yazan: Yeşim Özsoy Gülan
Yöneten & Dramaturji: Yeşim Özsoy Gülan

90’ sürer; ara yoktur.

Sabahın erken bir saatinde, alacakaranlıkta, gazetede gördükleri bir ilan üzerine bir lunaparkta buluşan altı kişinin tek amacı vardır; o da buralardan kendi rızalarıyla gidebilmek. İnsanların gün be gün kaybolduğu, katliamlar, zulüm, paranoya ve acı içinde yaşamalarına rağmen hiçbir şeyi tam olarak hatırlayıp adını koyamadıkları bu dünyada yaşamaktan bıkmıştır hepsi. Zaman ilerledikçe duydukları sesler, süregelen gariplikler onları birbirlerinden de şüphe duymaya iter. Paranoya ve şüphenin hâkimiyetinde çözüm aramaktansa birbirlerine düşerler. VEDŞT’nin kurucusu Yeşim Özsoy Gülan’ın yazıp yönettiği Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı, özgürlük ihlallerinin ve saflaşmanın doruk noktasının yaşandığı günümüz Türkiye’sine dair her şeyi söylerken, hiçbir şeyden bahsetmez…

AŞK MEKTUPLARI

Kenter Tiyatrosu

Kenter Tiyatrosu

Yazan: A.R. Gurney
Çeviren: Armağan Ersin
Yöneten: Müşfik Kenter

120’ sürer; 2 Perde.

Kenter Tiyatrosu 1961’de kuruldu ve 2011’de 50. yılını doldurdu. İstanbul Tiyatro Festivali bu önemli yıldönümünü 2012’de kutluyor. Ünlü Amerikalı yazar A.R. Gurney’nin Aşk Mektupları adlı oyunu, her şeyi kitabına göre yapan uslu çocuk Andy ve asi sanatçı ruhlu Melissa’nın birbirlerine çocukluklarından başlayarak yaşamları boyunca yazdıkları mektuplarla anlatılan sıra dışı bir aşk hikâyesi. 1989’dan beri dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinde ünlü oyuncuların sahnelediği Aşk Mektupları’nı bu kez aşkları sahnede ve yaşamda otuz dört yıldır devam eden Müşfik Kenter ve Kadriye Kenter oynuyor.

HAMLET

Schaubühne Berlin

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Yazan: William Shakespeare
Yöneten: Thomas Ostermeier
Sahne Tasarımı: Jan Pappelbaum
Müzik: Nils Ostendorf
Dramaturji: Marius von Mayenburg
Video: Sébastien Dupouey
Işık Tasarımı: Erich Schneider
Ortak Yapımcılar:
The Hellenic Festival in Athens,
The Festival d’Avignon

165’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

Festival bu yıl, çağdaş tiyatronun yetkin isimlerinden biri olan, Avrupa’nın en önemli tiyatrolarından Schaubühne Berlin’in sanat yönetmeni Thomas Ostermeier’in çarpıcı yorumuyla sahneye koyduğu Hamlet’i seyirciyle buluşturacak. Tüm Avrupa’da saygın eleştirmenlerin övgüyle ve seyircilerin beğeniyle karşıladığı Nora, Hedda Gabler, Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Othello, Ostermeier’in sahnelediği önemli eserlerin arasında yer alıyor. Kendi deneyimleri ve hayata bakışıyla oyun arasındaki bağlantıyı ustalıkla kuran Ostermeier’in Hamlet’inde, Shakespeare’in yirmiden fazla karakterini yalnızca altı mükemmel oyuncu canlandırırken, Hamlet ise olağanüstü bir oyuncu olan Lars Eidinger tarafından yorumlanıyor. Ostermeier Hamlet’te kamerayı özgün bir teknikle kullanarak seyirciye, odaklandıkları sahnede aynı anda görebilecekleri görüntülerde, oyun karakterlerinin tüm ayrıntılarını sunuyor. Hamlet, Buenos Aires’ten Londra’ya, Venedik’ten Şili’ye pek çok ülke ve şehirde kapalı gişe oynayarak seyircinin beğenisini kazandı.

YENİ DALGA
YALNIZLAR KULÜBÜ

İkincikat Tiyatro

İkincikat

Yazan & Yöneten: Sami Berat Marçalı

90’ sürer; ara yoktur.

Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği Yalnızlar Kulübü’nde insanın sosyalleşmek için gösterdiği “çabaya” odaklanılıyor. Demet Sağlam, intihara meyilli hayatının yönünü değiştirmek için yeni bir yöntem bulmuştur: “Hayat Ritmini Bul.” Bu yöntemde tek bir kural vardır. Duygularını rutin bir şekilde ifade etmek yerine bunu istediği şekilde, istediği renkte, istediği ritimde yaşamak. Kendi hayatını düzenlemesine yardımcı olan bu egzersizi başkalarıyla da paylaşmak isteyen Demet Sağlam, üç yıldır bunu bir kursa dönüştürmüş ve son bir yılda da oldukça popülerleşmiştir. Oyun, bu kursa başvurup katılan bir grubun ilk dersten son derse kadar geçen dönemlerini kapsıyor. Katılımcılar bir yandan bu yöntemle ilgili teknikleri öğrenirken, diğer yandan sosyalleşmeye başlıyorlar.

ÇEHOV MAKİNESİ

İstanbul Devlet Tiyatrosu

Üsküdar Tekel Sahnesi

Yazan: Matei Visniec
Yöneten & Dramaturji: Müge Gürman
Çeviren: Mete Gürman

120’ sürer; 2 perde.

İçinde Çehov’un da karakter olarak yer aldığı bu şiirsel oyun, büyük bir yazarın yaşam ve ölümü arasındaki döngüde oyunlarında yaratmış olduğu kendi karakterleriyle buluşması biçiminde gelişiyor. Bu karakterler özünü taşımakla birlikte, ait oldukları oyundan bağımsızlaşmış, sanki uzaydan Çehov’un düşlerine düşmüş hayaller gibidirler. Farklı bir düzlemde ve farklı bağlamlarda oluşmuş sahnelerde bir araya gelirler. Çehov’un anlatmış olduğu gerçeklikleri, yazgılarını belirlediği kendi karakterlerine ve yine kendi üzerinden sorgulatması biçiminde gelişen bir tür karşılaşmalar zinciri… Bu absürd ve gerçeküstü serüvenin Çehov’dan bizlere ulaşan ve günümüz gerçekliğini de halkaları arasına alan bir zincir…

KRALİÇE LEAR

Kenter Tiyatrosu

Kenter Tiyatrosu

Yazan: Eugene Stickland
Çeviren: Fatma Leyla Kenter Tepedelen
Yöneten: Yıldız Kenter

90’ sürer; ara yoktur.

Kenter Tiyatrosu 1961’de kuruldu ve 2011’de 50. yılını doldurdu. İstanbul Tiyatro Festivali bu önemli yıldönümünü 2012’de kutluyor. Kanadalı yazar Eugene Stickland’ın yazdığı oyun, yaşlanmak ve çeşitli bedelleri, kuşak farklarından çıkan çatışmalar ve bunun getirdiği komik ve dokunaklı durumları anlatıyor. Ortaya temelinde kadın ve yaratıcılık olan sıcak bir dostluk öyküsü, bir aşk hikâyesi çıkar. Kraliçe Lear Türk Tiyatrosu’nun büyük sanatçısı Yıldız Kenter’in rejisi ve oyunculuğuyla festival seyircisiyle buluşuyor.

YENİ DALGA
ROOF

Salon İKSV

Konsept ve Koreografi: Leyla Postalcıoğlu
Performans: Benjamin Block, Leyla Postalcıoğlu
Işık Tasarımı: Asier Solana Arce
Müzik: Willits, Antonio Machín
Dramaturjik Destek: Carmen Mehnert

50 sürer; ara yoktur.

Çatılarda yaşıyoruz, bizi bir arada barındıran, yakınlaştıran, kimi zaman köşelere sıkıştıran… Kimi zaman üzerimizi örten, kimi zaman üzerimize çöken çatılar… Folkwang Hochschule’de tanışıp, Kassel Devlet Tiyatrolarında dans ettikten sonra, 2010’dan bu yana Berlin’de bağımsız dansçı ve koreograf olarak çalışmalarını sürdüren, Pina Bausch’un Tannhäuser Bacchanal adlı eserinde yer alan, yurtdışında pek çok başarılı çalışmaya imza atan Leyla Postalcıoğlu ve Benjamin Block, geçtiğimiz yılın ekim ayında Berlin DOCK11’de prömiyerini gerçekleştirdikleri roof ile festivalde yer alıyor. Brotfabrik Berlin ve Sophiensäle’de gösterilen roof, koşarken yavaşlamaya çalışan, uzakken yakınlaşmaya çabalayan iki kişiyi anlatıyor: “Yakın ve uzak arasındaki o denge tutturulamazsa… Tek anlaşılan iletişimsizlik; tek duyulan sessizlik olursa… Söylenmeyenler, konuşulmayanlar nereye kaybolur? Zamana mı bırakılmış olur?” roof sessizlik üzerine kurulan bir yapıt… Yavaşlatılmaya çalışılan bir saat ve duran iki kişi…

ELİN ELİMDE

Tilbe Saran & Cüneyt Türel

Küçük Sahne

Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Yazan: Carol Rocamora
Çevirmen: Zeynep Avcı
Yöneten: Başar Sabuncu
Sahne Tasarımı: Metin Deniz
Müzik Direktörü: Selim Atakan

80 sürer; ara yoktur.

Elin Elimde, 1898 yılında Moskova’da Stanislavski’nin sahneye koyduğu, Çehov’un Martı oyununun provalarında tanışan, Anton Çehov ve Olga Knipper’in altı yıl süren, Yalta’dan Moskova’ya mektuplar ve kısacık buluşmalarla devam eden ilişkilerini anlatıyor. Amerikalı Çehov uzmanı, yazar-çevirmen Carol Rocamora’nın Olympia Dukakis ve eşi Louis Zorich için sekiz yüzü aşkın mektuptan derleyerek yazdığı Elin Elimde eski dostları buluşturdu. İlk kez elli yıl önce Küçük Sahne’de bir araya gelen Başar Sabuncu, Metin Deniz ve Cüneyt Türel, festivalin ortak yapımcı olarak destek verdiği bu oyunda yeniden birlikte çalışıyorlar. Küçük Sahne’de Cüneyt Türel ve Tilbe Saran tarafından canlandırılacak, yazar Çehov ile oyuncu Knipper’in tutkulu ilişkileri; Zeynep Avcı’nın çevirisi, Işıl Kasapoğlu’nun ışık tasarımı, Metin Deniz’in sahne tasarımı, Selim Atakan’ın müzik direktörlüğü ve Başar Sabuncu’nun sahnelemesiyle festivalin önemli buluşmalarından birine tanıklık edecek.

DEPLASMAN

Tuğçe Tuna / RemDans

Hasköy Yün İplik Fabrikası

Konsept ve Koreografi: Tuğçe Tuna

60’ sürer; ara yoktur.

Tuğçe Tuna, projelerinin hayata geçmesinde gereksinim duyduğu tüm yaratıcılık ve araştırma disiplinlerine, mekâna ait eser üretimleri gibi farklı performanslara ve bu fikirlerini hayata geçirebilecek her türlü “beden, fikir, mekân” yaklaşımına açık olmayı tercih eden bir sanatçı. Festivale kurucusu olduğu RemDans ile katılıyor. Duygu veya dürtünün, kaynağına yöneltilmesinin tehdit ve sorunlar getireceği durumlarda, bir başka canlıya veya nesneye yöneltilmesine “deplasman” (yön değiştirme) deniyor. “Deplasman” yüzen bir cismin, etrafına taşırdığı suyun kütlesi olarak da ifade ediliyor. Tuğçe Tuna bu kavramlardan yola çıkarak çalışmasında, “Tehdit edilen, başa çıkılamayan özne veya uyarandan çekilen enerji, tavır ve fiziksel eylem diğer ‘emin’ olunan uyaran/uyaranlara aktarıldığında bedende, kişide, zihinde dengeler nasıl oluşturuluyor?” sorusunu soruyor.

İÇTİMA-İ HAKİKİ

İBBŞT Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi (ÇGSM)

Ali Paşa Han Eminönü

Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Yazan (Derleyen), Yöneten: Emre Koyuncuoğlu

80’ sürer; ara yoktur.

Güncel politik varoluşun sahnedeki yansımasını adına, yaratan oyuncu ve oynayan oyuncunun ötesinde, bir de sahnede “düşünen oyuncu” kavramıyla ilgiliyiz. Seyirciyle oyuncu arasında oluşturulan gerçeklik nasıl bir eylem üretir? Ve bu eylem nasıl somut anlamda politik alana taşınır. “Arap Baharı” diye tanımlanan Ortadoğu’daki büyük değişimi masa üstüne yatırdık. “İçtima-i Hakiki”nin anlamı Arapçada birbirleriyle bir çizgi oluşturan ve birbirine eşit mesafede duran yıldızlar demek olup, birebir çevrildiğinde “Hakiki Buluşma” anlamına da gelmektedir. Buluşmamız, günümüzde birçok buluşmanın da gerçekleştirildiği “sosyal medya” ağları ve tercih edilmiş bir mekânda, eylemlilik ön planda olacağı için beden dili ve video-art, multimedya ve ses kayıtlarıyla, “Ortadoğu ve Arap dünyasındaki” gelişmeleri takip eden aydın, gazeteci, çeşitli disiplinlerden sanatçılar ve bizi izlemeye gelen diğer katılımcılarla bir arada gerçekleşecek.

YENİ DALGA
YAKA BEYAZ

Tiyatro Hal

Tiyatro Hal

Yazan & Yöneten: Özer Arslan

90’ sürer; ara yoktur.

“Evimizin yeri iyi, manzarası güzel… Kapıda güvenlik de var. Sıkıntı yok. Tatil için çok seçeneğimiz var, hangisini seçsek bu sefer? Güzel. Hoş. Hoş da, akşam uykudan önce komodinin üstüne koyduğun geçmişini sabah kim uyandıracak?” Yerli oyunlar oynanması yolunda adımlar atan ve yerli genç yazarlara kapısını açan Tiyatro Hal, yoluna kendi coğrafyasının hikâyelerini anlatarak devam ediyor. Topluluk, Özer Arslan’ın yazıp yönettiği Yaka Beyaz adlı oyunlarında, taşralı ve şehirli olma halini bir plaza yöneticisinin mahreminden yansıtıyor… Asırlardır çiftler arasında süren “güç” savaşı bir rezidansta, taşsız, sopasız, silahsız, yumruksuz nasıl gerçekleşir? Bu savaşı kim kazanır?

YEDİ

Kenter Tiyatrosu

Yazan: Paula Cizmar, Catherine Filloux, Gail Kriegel, Carol K. Mack, Ruth Margraff, Anna Deveare-Smith, Susan Yankowitz
Yöneten: Hedda Krausz Sjögren

75’ sürer; ara yoktur.

Yedi adlı oyuna konu olan Farida Azizi (Afganistan), Inez McCormack (Kuzey İrlanda), Marina Pisklakova-Parker (Rusya), Anabella De Leon (Guatemala), Mukhtar Mai (Pakistan), Mu Sochua (Kamboçya), Hafsat Abiola (Nijerya) tanınmış Türk oyuncular, gazeteciler ve insan hakları savunucuları tarafından temsil edilecekler. Dünyanın yedi ayrı ülkesinden yedi kadınla yapılan röportajlara dayalı belgesel oyun Yedi ile bu kadınların kadına karşı uygulanan şiddetle mücadeleleri ve toplumsal alanda yarattıkları değişim ele alınıyor. Hâlâ mücadelelerini devam ettiren bu kadınların öyküsü ne sınır, ne etnisite ne de sınıf farkı tanıyor. Bugüne kadar 8 ülkede sahnelenen, 300 politikacı, aktör ve aktivist tarafından okunan Yedi’nin okuyucuları arasında Oscar ödüllü oyuncu Meryl Streep de var. AB Parlamentosu parlamenteri ve İsveçli yedi erkek parlamenter tarafından da okunmuş olan bu projede şimdiye dek 60 uluslararası organizasyon aktif rol aldı.

ÜÇ FAZ

Aydın Teker Project

Garajistanbul

Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Konsept ve Koreografi: Aydın Teker
Yaratıcı Dansçılar: Bilge Sürmeli, Irmak Altınbulak
Kostüm: Ayşegül Alev
Platform Tasarım: Bereket Uluşahin
Müzik: Charlie Rabuel
Işık: Jiv Wagner

Birinci Faz (…)
İkinci Faz İki
Üçüncü Faz İsimsiz

40’ sürer; ara yoktur.

Üç Faz minimal ve kompleks bir iş. İçinde ayrı katmanlar barındırıyor. Eserde kullanılan platformlar, işe mimari bir bakış açısı getiriyor. Hareketli platformlar sayesinde düzlemler değişiyor ve bedenlerin bu düzlemlerle ve mekânla olan ilişkisi sorgulanıyor. Diğer bir katman ise kadını gündeme getiriyor. İki kadın, platformlar aracılığıyla, üç ayrı riskli durumda buluşuyorlar. Karakterlerin aralarında oluşan dinamikler hiçbir zaman tiyatroya dönüşmüyor ama soyut çağrışımlar yaratıyor. Bu durum yaratım sürecinde koreografın kendi dışında – hatta ona karşı– oluşmuştur…

ORFEO

Théâtre National de Chaillot

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Koreografi: Dominique Hervieu & José Montalvo
Sahne ve Video Tasarımı: José Montalvo
Kostüm: Dominique Hervieu
Metin: Catherine Kintzler
Müzik: Claudio Monteverdi, Christoph W. Gluck, Philip Glass
Işık: Vincent Paoli

80’ sürer; ara yoktur.

Festival, prestijli Fransız koreograflar Montalvo & Hervieu’nün “çok renkli bir simya olarak nitelendirilen” Orfeo yorumunu ağırlıyor. Yunan mitolojisinin Orfeo karakteri bu kez Montalvo & Hervieu’nün Bruegel, Rubens ve Picasso’dan esinlenen video projeksiyonu, Monteverdi, Gluck ve Philipp Glass’ın müziklerinin buluştuğu bir sahnede barok dansın hip-hop ile kaynaştığı görsel bir şölenle anlatılıyor. Cirque du Soleil’in dansçılarıyla, hem sesleri hem de şarkı söylerken dans ederek seyirciyi büyüleyen lirik sesleri ile de sahne üzerinde sahne sanatlarının farklı disiplinlerini yeniden bir araya getiriyorlar. 1980’li yılların başında birlikte çalışmaya başlayan ve sayısız müzikal eseri sahneye taşıyan bu ünlü ikilinin aynı zamanda son eseri olmasıyla da dikkat çekiyor Orfeo… Montalvo-Hervieu bir kez daha dansın aynı zamanda bir şenlik olduğunu vurguluyor bu çalışmasıyla…

KAFKA’NIN MAYMUNU

Young Vic Theatre Company

Kenter Tiyatrosu

Uyarlama: Colin Teevan
Yöneten: Walter Meierjohann
Performans: Kathryn Hunter
Sahne Düzeni: Steffi Wurster
Işık: Mike Gunning
Ses ve Müzik: Nikola Kodjabashia

60’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

Kafka’nın Maymunu, Franz Kafka’nın “Bir Akademiye Rapor” adlı kısa öyküsünden uyarlamış bir oyun… Konuşmayı ve bir insan gibi davranmayı öğrenmiş olan bir maymunun monologuna dayanan bir öykü. Laurence Olivier Ödülü sahibi, Peter Brook gibi önemli yönetmenlerle çalışan Kathryn Hunter, usta oyunculuğuyla kendini korumak için insanlaşmaya çalışan bir maymunun varoluş öyküsünü sahneye başarılı bir şekilde taşıyor. Her bireyin toplumda kendisi için yarattığı değişen kimlikler arasında nasıl maymunlaştığı ve yabancılaşma duygusu oyunun ana temasını oluşturuyor. Gittiği her ülkede kapalı gişe oynayan, olağanüstü eleştiriler alan Kafka’nın Maymunu İstanbul’da!

YENİ DALGA
LULABAY

Bir Cihangir Hikâyesi

Salon İKSV

Yazan: Aslıhan Erguvan
Yöneten & Dramaturji: Aslıhan Erguvan

80’ sürer; ara yoktur

Murat Daltaban, Mehmet Ergen, Işıl Kasapoğlu gibi önemli yönetmenlerle çalışan oyuncu Aslıhan Erguvan, yazdığı, yönettiği ve dramaturjisini yaptığı Lulabay’da bir taşınma hikâyesini anlatıyor. Geçtiğimiz yıl ilk yönetmenlik deneyimi olan Tilt adlı oyunu sahneye koyan sanatçı, eğitim için gittiği Londra’da Max Hohen’in yönettiği ve Arcola Theatre’da sahnelenen Queen of Spades’in yardımcı yönetmenliğini üstlendi. Halen Hareket Atölyesi’nde Zeynep Günsür ile çalışan Erguvan, Lulabay’da ruh ve bedenin yer değiştirmesi, evi olanlar ve evi olmayanlar, dış dünyaya direnen iç dünya, kendini gizleme ama becerememe, iki arada bir derede kalmış aşk ve bu gelgitte kaybolan sokak çocuğu ve ev kedisinin öyküsünü özgün bir üslupla sahneye taşıyor.

AH SMYRNA’M, GÜZEL İZMİR’İM

Tiyatro Pera

Caddebostan Kültür Merkezi

Ortak Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
Yazan-Yöneten: Nesrin Kazankaya
Dramaturji: Şafak Eruyar

120’ sürer; 2 perde.

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği oyun 1923 yılında İzmir’de geçer. Savaş bitmiş, Rum ve Türk topluluklarının karşılıklı göç etmesini zorunlu kılan Mübadele Yasası çıkmıştır. Köklü bir geleneğe ve kültüre sahip, zengin Rum ailesi Vlastolar, İzmir-Bornova’daki konaklarında göç hazırlığı içindedirler. Yıllardır Vlastolarla bir aile gibi bir arada yaşayan Türk yardımcıları da, bu göçün hüzünlü tanıklarıdır. Savaşın travmatik izleri ve zorunlu göç, Türk ve Rum aile bireylerini de karşı karşıya getirir ve bir arada yaşamanın imkânsızlığını derinleştirir. Kendilerini bir çatışma içinde bulan figürler, derin acılar içinde, çaresiz yarınlara, umutsuz hasretlere, imkânsız aşklara boyun eğmek zorunda kalır. Feci bir yangınla yanıp harabeye dönen, farklı toplumların, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı, efsanevi dünya kenti, güzel İzmir-Smyrna değildir yalnızca; koskoca bir geçmiş, gelecek, hayaller ve umutlar da küle dönmüştür.

YENİ DALGA
AÇIK PENCERE

Entropi Tiyatro

Sahne Beşiktaş

Yöneten: Umut Kırcalı
Sahne & Metin Tasarımı: Umut Kırcalı
Dramaturji: Gülden Ateş, Erhan Çene
Ses Tasarımı: Alper Maral
Işık Tasarımı: Murat Ersan
Kostüm Tasarımı: Özgür Masur

45’ sürer; ara yoktur.

Entropi Tiyatro gösteri sanatlarında çağdaş olanın araştırılması ve uygulanması ilkesiyle hareket ederek çeşitli disiplinlerden birçok sanatçı ve tasarımcıyla birlikte ortak çalışmalar gerçekleştiren bir topluluk. Heyecanı, coşkuyu, eğlenceyi ve dinamizmi üst noktada tutan yenilikçi bir biçim sunmayı hedefleyen Entropi Tiyatro, August Strindberg’in Güçlü (Den Starkere) ve Samuel Beckett’in Oyun (Spiel) metinlerini bir araya getiren Açık Pencere ile iki metni belirli bir kurguyla eş zamanlı olarak aynı sahnede buluşturuyor. Oyunda, umut taşıyan bir söylemi, “umut yok” söylemiyle yan yana getirerek, bugüne ait kendi dilini, söylemini yaratan topluluk, bireye yüklenen, dayatılan, özendirilen, diğeri olmaya zorlanarak farkında olmadan koşulsuzca kabul edilen rollere ve bu roller içinde görünenin altındaki insana, insanı anlayabilmeye odaklanıyor.

OYUN

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Yazan: Samuel Beckett Yöneten Directed by Şahika Tekand
Çeviri: Levent Mollamustafaoğlu

60’ sürer; ara yoktur.

Küçük dünyalarına sıkışmış günümüz kentsoylu insanının, son özgürlük alanlarını da, giderek hareketsizleştirilerek ve aynılaştırılarak kaybettiği zorlu var olma ve kendini ifade etme mücadelesi; huzur ve dinginlik ararken içine düştüğü karmaşa, sıradan ve trajikomik bir aşk üçgeni öyküsü çerçevesinde dile getirilir. Çağdaş yaşamın kimlikleri ezip geçen hızlı akışı, “oyun” kahramanlarını önüne katıp sürükleyen bir fırtına gibi akıp giden bir “oyun” düzeninde ifadesini bulur. Sahnede tam şimdiki zamanda oynanan “oyun”la da eğlenceli bir seyir süreci yaratılır.

TALES IN NO LANGUAGE

Aslı Bostancı

Türkiye

Üsküdar Tekel Sahnesi
23 Mayıs Çarşamba 20:30
24 Mayıs Perşembe 20:30

Konsept ve Koreografi: Aslı Bostancı
Performans: Aslı Bostancı, İlyas Odman, Mutlu San
Ses Tasarımı ve Canlı Müzik: Mutlu San
Ortak Yapımcılar: Bimeras, Springdance-EIM

50 sürer; ara yoktur.

2005 yılından bu yana koreografi ve performans projelerini hem yurtiçinde hem de yurtdışında sergileyerek başarıya kavuşan Aslı Bostancı görünmezlik üzerinden ilham alarak kurgulanmaya başlayan bir beden, ses, obje enstalasyon ve koreografi projesi olan Tales in No Language ile festivalde yer alıyor. Konsept ve koreografisi Bostancı’ya ait olan performans, kaybolmak, yitmek, yitirmek, erimek, görünmez olmak, yok olmak, silinmek gibi güçlü imajların oluşturduğu bir dizi veriden yola çıkarak isimlerinin aynı olabildiği ama seslerinin farklı olduğu “kromatik” hikâyeler üzerine kurulu. Tales in No Language birçok karakter ve durum üzerinden oluşturulmuş katmanlarıyla hafıza kurcalayıcı bir buluşma noktası yaratmaya çalışırken diğer yandan da sahne üzerinde tasarlanan imajların verileri seyircinin hafızasında kendi hikâyesine kavuşuyor.

Biletler: 30 TL / Öğrenci: 20 TL

BEN BERTOLT BRECHT

Dostlar Tiyatrosu

Kenter Tiyatrosu

Uyarlayan ve Yöneten: Genco Erkal
Müzik: Kurt Weıll, Hans Eıssler, Paul Dessau, Sarper Özsan

85’ sürer; ara yoktur.

Genco Erkal’ın yeni oyunu Ben Bertolt Brecht, usta oyuncu tarafından Brecht’e ait şiir, şarkı ve öykülerinden uyarlandı. Oyun için “Brecht’in dönüşü olsun” diyen Genco Erkal; insanın gözünü açan, ufkunu genişleten, sorduğu sorularla kışkırtan, uyaran, baştan çıkaran yazarı yeniden sahneye davet ederek “Şimdi Brecht zamanı!” diyor. Erkal’ın Tülay Günal ile birlikte rol aldığı oyun; izleyiciyi, dünyanın düzeni, kadının konumu ve savaş gibi konularda eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor. Piyanist Yiğit Özatalay’ın canlı performansı eşliğinde sahnelenen oyuna Kurt Weill, Hans Eissler, Paul Dessau ve Sarper Özsan’ın müzikleri imza atıyor.

LOKUM

Prospero Dans Topluluğu
Talin Büyükkürkciyan

Üsküdar Stüdyo Sahnesi

45’ sürer; ara yoktur.

Tüm kadınlar dinlerinden, dillerinden ve ırklarından bağımsız olarak bedenleriyle sosyal ortamda kabul görmekle ilgili travmalar yaşıyorlar. Ermeni kadınlar ise genellikle sofralarının zenginliğinden dolayı etli butlu olmalarının yanı sıra tarihte yaşadıkları acıları da yemeğe katıp yedikleri için şişiyorlar. Bu çalışma 36 beden olmaya çalışan Ermeni kadının yemeğe kattıkları yüzünden bir türlü o bedene erişememesi üzerine ironik bir araştırma.

ANTİGONE

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu

Haldun Taner Sahnesi

Yazan: Sophokles Sophocles
Uyarlayan ve Yöneten: Celâl Mordeniz
Kürtçeye Çeviren: Zana Kılıç

50’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

1991’de perdelerini açan ve günümüze kadar düzenli bir şekilde çalışmalarını sürdüren Diyarbakır Şehir Tiyatrosu 2000’lerle birlikte çokdilliliği esas alıp repertuarına Kürtçe oyunlar da ekledi. Bu özelliğiyle de Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Bugüne kadar yurtiçinden ve yurtdışından birçok topluluk ve yönetmenle ortak projeler gerçekleştiren Diyarbakır Şehir Tiyatrosu festivale Sophokles’in Antigone’siyle katılıyor. Antigone, adalet ve yasa ikiliğini sorgulayan bir oyun. “Dünyaya kin değil, sevgi paylaşmaya gelen” Antigone’nin hikâyesi, Diyarbakır Şehir Tiyatrosu tarafından her bir karakterin tüm oyuncular tarafından canlandırılması fikrinden hareket edilerek yorumlanıyor. Oyunda herkes Antigone, herkes Ismene, herkes Kreon…

YENİ DALGA
KUPA KIZI

Salon İKSV

Konsept ve Koreografi Concept & Choreography İlkay Türkoğlu
Koreografik Materyal ve Performans Choreographical Materials & Perfomances İlkay Türkoğlu, Şebnem Yüksel

25’ sürer; ara yoktur.

MSGSÜ Modern Dans Anasanat Dalı’ndan mezun olduktan sonra, yurtdışında, özellikle Budapeşte’de çeşitli dans topluluklarıyla ve koreograflarla çalışan İlkay Türkoğlu, Kupa Kızı adlı koreografisiyle festivalde yer alıyor. Sanatçı, bu çalışmasını şöyle dile getiriyor: “Zihinlerinde oluşan imgelerin gücüne ve imgelerin bedenlerinde yarattığı çağrışımların onları yolculuğa çıkarmasına izin verdiler. Yol boyunca yaratımları tarafından yaratıldılar. Yanıp küllere dönüşen Anka kuşunun kendi külleri içinden tekrar doğması gibi süreç onları önce yok ederken, yepyeni bir ‘ben’ olarak tekrar tekrar yarattı. Belki duydukları acı doğuran ananın değil, ölüp küllere dönüşen ve oradan yeniden beden bulmaya çalışan insanın sancısıydı.”

ODA VE ADAM

Garajistanbul

Yazan: Eric de Volder
Yöneten: Mesut Arslan
Dramaturji: Ata Ünal
Çeviren: Şaban Ol
Ortak Yapımcılar: Mesut Arslan/Theater Onderhetvel, Kunstenfestival 0090, Toneelhuis, Belçika Belgıum

60’ sürer; ara yoktur.

Oda ve Adam ifadesini gündelik yaşamın içindeki kuytu ayrıntılarda bulan aşka ve ilişki olasılığına dair… Oyun, temelde kadın ve erkeğin birbirini hem tamamlayıcı hem de yadsıyıcı bakış açılarından ayrı ayrı anlattığı tek bir metne dayanıyor. Oda ve Adam monolog ve diyalogun, sokak dili ve entelektüel dilin, yalın ve karmaşığın, yalnız ve kalabalığın, mümkün ve imkânsızın, imge ve gerçeğin, kadın ve erkeğin muğlak ve geçişken ama aynı zamanda gerilimli sınırlarında dolaşıyor. Hem yalın bir öyküyü takip etmenin gayretiyle hem de bir dil, ses, beden ve imge harmanının çok katmanlı çağrışım alanlarıyla karşı karşıya bırakıyor izleyiciyi. Bir ucunda gerçekle düş arasındaki ufuk çizgisi, diğerinde kadın, erkek ve imge arasındaki iç ilişki.

YENİ DALGA
PARTİ

ekip

Tiyatro Hal

Yazan & Yöneten: Cem Uslu
Dramaturji: Ayça Seymen Şimşek, Seda Güney

150’ sürer; 2 perde.

EKİP’in temel hedefi, havasını soluduğu ülkenin meseleleriyle ilgili, farklı sosyal sınıflara ulaşabilen, dönüştürebilen, nitelikli, çağdaş ve samimi bir tiyatro yapabilmek… Topluluğun Parti adlı çalışması ise altı eski arkadaşın yıllar sonra, bir bekârlığa veda partisindeki buluşmasına odaklanıyor. Parti çok güzel başlar. Herkesin keyfi, neşesi son derece yerindedir. İçkiler yudumlanır, müzik dinlenir, kahkahalar eşliğinde sohbet edilir, görüşülemeyen o uzun zaman dilimi içerisinde ne yapılıp edildiğinden konuşulur, eski günler yâd edilir… Fakat yıllar öncesine dair “kesin” bir gerçek söz konusu olabilir mi? Bir grup insan, başlarından geçmiş ortak bir hatırayı gerçekten de unutmuş olabilir mi? Hafıza, tarihe yüzde yüz sadık kalabilir mi? İnsan zihni ve dilindeki tarihe güvenilebilir mi? Hatırlamak mümkünse eğer, bu bir işe yarayabilir mi?

HANS YA DA HEIRI

Zimmerman & de Perrot

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Ortak Yapımcılar: İstanbul Tiyatro Festivali
Konsept, Mizansen, Sahne Tasarımı: Zimmermann & de Perrot
Müzik: Dimitri de Perrot
Koreografi: Martin Zimmermann
Dramaturji: Sabine Geistlich
Işık Tasarım: Ursula Degen
Ses Tasarım: Andy Neresheimer
Dekor: Decor Ingo Groher, Christiane Voth, Théâtre Vidy Lausanne

80’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

İsviçreli Martin Zimmermann ve Dimitri de Perrot. Zekâ ve espri güçleriyle süsledikleri Hans ya da Heiri ile bir şekerleme sunuyorlar seyirciye… İkiliyle özdeşleşen, sözsüz ve şaşırtıcı gösteri, sirk, dans, tiyatro arasında gidip gelirken küçük farklılıkların, detayların altını çiziyor. Hans ya da Heiri insanların birbirlerine benzemesinin yarattığı sıkıntıyı, kıstırılmışlık hissini ele alan bir iz düşüm oyunu. Zimmermann & de Perrot, gizli olanı açığa çıkarmak, kabuğu kırarak altındakini göstermek gibi bir yeteneğe sahipler ve bunu yedi sanatçının hareketiyle, beden diliyle, objelerle, farklı tınılarla, canlı müzikle, seslerle yapıyorlar.

İNSAN SESİ

Bïteatral

Üsküdar Stüdyo Sahnesi

Yazan: Jean Cocteau
Yöneten: Cem Baza
Dramaturji: Canan Kırımsoy
Işık Tasarımı: Kemal Yiğitcan

60’ sürer; ara yoktur.

İnsan Sesi terk edilmiş âşık bir kadının son telefon konuşması… Telefonun bir ucunda sesi duyulmayan bir adam, diğer ucunda terk edilmiş, acı çeken fakat çektiği acıyı gizleyen bir kadın var. Telefon adamla arasındaki son bağ olarak, hem nefes almasını sağlayan hem de kapandığında havasız kalacağı bir cinayet aleti gibidir. Kadının tek amacı, yalanını itiraf etmesi için erkeğe bir fırsat vermektir. Uzayan telefon konuşması acıyı derinleştirip, bitişi yakınlaştırır. Biten bitmiştir. Seyircinin replikler ve sessizlikler arasındaki gizli olanı bulması gerekecek, hikâyeyi tamamlayabilmek için… Jean Cocteau’nun sıra dışı üslubu oyunun anlatımında da gösteriyor kendini. Sıra dışı bir yazarın sıra dışı yaşadığı hayatının izlerini taşıyan bir hikâye, Ayşe Lebriz Berkem’in oyunculuğuyla bütünleşiyor.

KARŞILAŞMA/LAR

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu

Haldun Taner Sahnesi

Metin: Tiyatro Boğaziçi
Yöneten: İlker Yasin Keskin, Aysel Yıldırım, Özgür Eren, Özgür Çiçek
Proje Danışmanları: Ömer F. Kurhan, Metin Göksel

110’ sürer; 2 perde.

Karşılaşma/LAR, ayrı düşmüş kardeşlerin hikâyelerine odaklanıyor ve Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı toplumsal dönüşümün, toplumun çeşitli kesimleri üzerindeki etkisini tartışıyor. Rauf Bey… Büyük bir inşaat şirketinin kurucu ortaklarından ve Cumhuriyet ideallerine sadık zengin kuşağın son temsilcilerinden… Cenazesi kaldırılıyor… Rauf’un tek mirasçısı ise evlatlık oğlu Doktor Mehmet… Estetik cerrah… Doktor Mehmet’in şirket işleriyle ve de siyasetle pek arası yok… Rauf Bey, evlatlığına yüklü bir mirasın yanı sıra, kulağına fısıldanacak bir “sır” bırakıyor. Mehmet babasından kalan –biri resmi, diğeri “gayri resmi”– iki mirasla ne yapacağını bilemez halde, herkesin almasını beklediği kararı erteleyerek, hiç tanımadığı annesini ve kardeşlerini aramaya çıkıyor. Farklı hayatlara savrulmuş kardeşleriyle karşılaşması böylelikle gerçekleşiyor.

sOYUN

Noland

Üsküdar Tekel Sahnesi

Yöneten & Koreograf: Esra Yurttut

40’ sürer; ara yoktur

2004’ten bu yana Saat Kaç?, Kağıt Gemi, Onlar, Sus-Dur-Kaç, Parantez, Dis.KO gibi çalışmalarıyla seyirciyle buluşan noland şimdi de sOYUN isimli çalışmasıyla merak uyandırıyor. Parantez projesinde tüm kırılganlığıyla “ya içim görünürse” diyen Esra Yurttut bu sefer de “Soyun! bu bir oyun” diyor. Müzisyen ve dansçılardan oluşan ekip sıradanlığın doğallığı ve samimiyetin gerçekliği üzerinden naif bir anlatım diliyle keyifli bir hikâye sunuyor.

YORGUN SIRLAR

İDT+İstanbul Dans Tiyatrosu

Garajistanbul

Koreografi: Geyvan McMillen, Devrim İleri Tozkoparan
Sahne Enstalasyonu: Dilara Akay (HAYAKA ARTI)
Dansçılar: Sernaz Demirel, Devrim İleri Tozkoparan, Tan Temel, Özerk Tozkoparan

40’ sürer; ara yoktur.

İDT+ Anadolu’nun zengin tarihi ve kültür çeşitliliğinden beslenerek, ulusal ve uluslararası sanat ortamına disiplinlerarası projeler üretmek üzere kurulan bir topluluk. Topluluğun kurucu ve yaratıcı üyeleri Geyvan McMillen, Dilara Akay, Sernaz Demirel ve Tan Temel ait oldukları sosyal ve kültürel ortamdan yola çıkarak kendi özgün sanat dillerini araştırıyorlar. İDT+’nin sanat yönetmeni McMillen, yıllardır ürettiği çeşitli projelerle eserlerini ulusal ve uluslararası platformlarda sergilemiş, modern dansın Türkiye’de 35 yıldır gelişmesinde katkıda bulunarak öncülük yapmış ve uzun yıllar Devlet Opera ve Baleleri bünyesinde çalışmış bir sanatçı. McMillen, bu projelerini şöyle dile getiriyor: “Gözlerimiz ve ruhumuz çoğu zaman yaradılışın muhteşemliğinin farkında olmasa da, bu olağanüstü olaya her zaman hayranlık duyduk. Geldik gidiyoruz. Var olmak, yok olmak, sırlar ve sırlarımız bizimle birlikte sonsuza kadar…”

YENİ DALGA
OLMAMIŞ MI?

Studıo 4 İstanbul

Salon İKSV

Yöneten: Fatih Gençkal
Dramaturji: İbrahim Halaçoğlu
Ortak Yapımcılar: Deniz Buga, Onur Karaoğlu

70’ sürer; ara yoktur.

Studio 4 Istanbul, yerli ve yabancı yazarların oyunlarını yeni bir tiyatro arayışıyla yorumladığı projelerin yanı sıra kendi tasarlayıp kurguladığı performanslar sergiliyor. Topluluk, İstanbul’da sahnelenen son oyunu Atış Serbest’te Türkiye gençliğinin şiddetle iç içe yaşadığı hayatları irdelerken, yeni projesi Olmamış Mı?’da o gençlerin çocukluk yıllarına dönerek, büyüdükleri dünyanın bugünkü yaşamlarını nasıl şekillendirdiğine odaklanıyor. Tiyatro, müzik, film, edebiyat, tasarım ve başka alanlardan sanatçıları ortak bir anlatının parçası olarak bir araya getirirken, 90’lardaki kendi hikâyeleri üzerinden Türkiye’de büyümek ve genç olmak temalarını ve bunların getirdiği birçok başka meseleyi sahne dilinde araştırıyorlar.

YENİ DALGA
BİZDE YOK

Tiyatro Artı

Mekan Artı

Yazan & Yöneten: Ufuk Tan Altunkaya

45’ sürer; ara yoktur.

Tiyatro Artı, farklı sahneleme teknikleri üzerine arayışını sürdürüyor. Daha önce tek seyircilik oyun konsepti gibi farklı türlerde denemeler yapan topluluk bu sefer farklı bir deneme ile festival seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Bizde Yok ile simulatif bir kurgu içine yerleştirilen seyirci, gerçeklikten uzaklaşarak kendini kurgunun içinde buluyor. Seyir algısını değiştirmeyi hedefleyen oyun, seyirciyi “izleyen” konumundan çıkararak oyunun bir parçası haline getiriyor. Esir alınma, esir olma ve otorite-güç-kurban üçlüsü üzerinden hareket ederek Türkiye yakın tarihine odaklanan oyun, Türkiye’nin siyasi tarihine ve insan hakları sürecine de yoğunlaşarak Cumartesi Anneleri üzerinden kurgusunu tamamlıyor.

GERGEDAN

Théâtre de la Ville-Paris

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Yazan: Eugène Ionesco
Yöneten: Emmanuel Demarcy-Mota
Sahne ve Işık Tasarımı: Yves Collet
Müzik: Jefferson Lembeye
Ortak Yapımcılar: Grand Théâtre de Luxembourg–Le Grand T, scène conventionnée de Loire Atlantique
Yönetmen Yardımcısı: Christophe Lemaire

105’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

Bir kente saldıran bir gergedan ve bu olayın peşi sıra gergedana dönüşen insanların yarattığı ve yaşadığı panik… Ünlü yazar Eugène Ionesco’nun 1950’li yılların tarihsel ve politik dalgalanmalarını aktardığı metin Théâtre de la Ville ve Paris Festival d’Automne Festivali’nin yönetmeni Emmanuel Demarcy-Mota tarafından yeniden sahneye konmuş… Bu defa genç yönetmenin farklı buluşları ve günümüze yaptığı cesur göndermelerle… Emmanuel Demarcy-Mota, ortak tarih bilinci içinde bireyin yerini ve rolünü, sorumluluğunu, düşünce özgürlüğünü her türlü bireyci biçimden uzak kalarak ele alan yazarlara dönem dönem geri dönmek gerektiğini savunuyor. Sahnede yarattığı dille hem gerçekdışı hem somut arasında gerilimi yaratırken şehrin sağır edici sesleri ile düzensizliği ortaya koyuyor.

ANTONIUS İLE KLEOPATRA

Oyun Atölyesi

Oyun Atölyesi

Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Bülent Bozkurt
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Müzik: Tolga Çebi
Işık Tasarımı: İrfan Varlı

125’ sürer; 2 perde.

Kleopatra:
Pekala, madem gerçekten âşıksın,
O zaman, ne kadar, onu söyle.
Antonius:
Ölçülebilen aşk zavallı bir aşktır.
Kleopatra:
Peki, ya ben ölçmeye kalkarsam?
Antonius:
O zaman kendine yeni bir dünya bulacaksın.

Shakespeare’in dizeleriyle dile gelen tarihin en büyük aşkı Antonius ile Kleopatra 1947’den sonra ilk kez oyun atölyesi sahnesinde seyirci ile buluşacak. Antonius ile Kleopatra, 26-27 Mayıs’ta, Londra’da, “Shakespeare’s Globe’s 2012 International Shakespeare Festival”inde Türkiye’yi temsil edecek; 1-2 Haziran 2012’de de İstanbul Tiyatro Festivali’nde seyirciyle buluşacak.

ROSENCRANTZ VE GUILDENSTERN ÖLDÜLER

Oyunbaz

Üsküdar Tekel Sahnesi

Yazan: Tom Stoppard
Yöneten & Dramaturji: Abdullah Cabaluz / Oyunbaz
Çevirilerinden derlenmiştir: Hamit Çalışkan

120’ sürer; 2 perde.

Tiyatroyu bir ifade ve var oluş şekli olarak benimsemiş olan Oyunbaz, sanata uzun soluklu ve yenilikçi bir bakış açısı getirmeye çalışarak, edindikleri deneyim ve tiyatro sanatına olan inançlarıyla yoluna devam eden bir topluluk. Oyunbaz, Tom Stoppard’ın Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler adlı oyunuyla İstanbul Tiyatro Festivali’nde yer alıyor. Arka plan olarak Shakespeare’in Hamlet’ini kullanan oyun, Hamlet’in üniversiteden iki yakın arkadaşı olan Rosencrantz ve Guildenstern’in sonları Shakespeare tarafından yazılmış, değiştiremedikleri yazgılarını anlatıyor. Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler, büyük olayların içine hapsolmuş yazgısını değiştiremeyen ve değiştirmek için de bir şey yapmayan küçük insanların hikâyesine odaklanıyor.

YENİ KİRACI

BiTiyatro

Küçük Sahne

Yazan: Eugéne Ionesco
Yöneten: Laçin Ceylan
Çeviren: Pınar Güzelyürek Çelik
Dramaturji: Selen Korad Birkiye

90’ sürer; ara yoktur.

BiTiyatro, kurucularından Laçin Ceylan’ın yönetiminde, absürd tiyatronun en güzel örneklerinden biri olan Eugéne Ionesco’nun Yeni Kiracı oyunu ile festivalde. Kapitalizmin insana dayattığı tüketim mantığını eleştiren oyun, tüketimi dayatan bu sistemin, bireysel ilişkiler, değer ölçüleri, hatta gerçek aşkı ve sevgiyi yerle bir ettiği hayatlarımızın uyumsuzluğunu anlatıyor. İnsan, kazandığını düşündüğü noktada, yenilgisini başlatmış olur. Eşyalar ve nesneler, bizi bir kenara iterek, hayatımızın başrolünü eline geçirmiştir artık… Tükettikçe anlamsızlık duygusu, tatminsizlik, yetersizlik duygusu azalacağına, katlanarak devam eder. Ionesco, Yeni Kiracı’da anlamsızca çoğalma telaşı içindeki insanı, kendine özgü absürd yaklaşımıyla ele alıyor.

İNSAN MANZARALARI

Haldun Taner Sahnesi

Müzik: Selim Doğru
Şiirler: Nâzım Hikmet, Judith Herzberg
Yorumlayanlar: Hazal Selçuk

To be Sung:
Elisa Roep soprano
Fie Schouten klarnet
Eva van de Poll viyolonsel

Konuk Sanatçılar:
Emma Breedveld keman
Oğuz Büyükberber basklarnet
Alper Kekeç vurmalı çalgılar percussions

50’ sürer; ara yoktur.

Hollanda’da yaşayan besteci Selim Doğru’nun hazırlayıp müziklerini bestelediği İnsan Manzaraları adlı gösteri Türkiye ve Hollanda’dan iki büyük şair; Nâzım Hikmet ve Judith Herzberg’in şiirleri üzerine kurulu bir çalışma. Şiirle müziğin alışılmışın çok dışında bir birliktelik sergilediği bu gösteri edebiyat, tiyatro ve müziğin birbiri içine geçtiği teatral bir konser olarak, Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümü olan 3 Haziran’da festival seyircisiyle buluşacak. Oyuncu, şarkıcı Hazal Selçuk, Trio To be Sung ve üç solist tarafından yorumlanacak İnsan Manzaraları seyircinin kolay unutamayacağı bir gösteri olacak.

DAF / KAPAN

Tiyatro Avesta

Garajistanbul

Yazan: Aydın Orak
Yöneten: Murat Garipağaoğlu

60’ sürer; ara yoktur.
Türkçe üstyazılı.

Bir sınırda dünyanın herhangi iki askeri; nöbet esnasında birbirleriyle çatışmaları-tartışmaları, mayın ve ölümlerle bir sınır sendromuna dönüşüyor: Korudukları anlamsız bir sınır… Başkaları için kurdukları bir kapan. Bu kapanın zaman ilerledikçe zihinlerindeki kapan olduğunu fark etmeleri ve bu dönüşümün usulca yayılması, içine sürüklendikleri bir büyük yalana evriliyor. Onlar tahakküm kuran kişi veya sistemlerin hiçbir zaman özgür olamayacaklarını anlamayacak kadar gözü kara ve öfke dolular. Onlar ellerindeki silaha, korudukları sınıra, girdikleri zihinsel kapana alıştıkça yabacılaşır, yabancılaştıkça alışırlar. Şiddetin sıradanlaştığı, ölümün basitleştiği, bireyin elinde silahla vahşileştiği an mazlumun hiçleştiği andır! Kişinin kişiye, zihnine koyduğu ve hapsolduğu sınır/kapan metaforunun parçalanma eylemidir Daf/Kapan oyunu.

MACBETH

Pangar

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Yazan: William Shakespeare
Yöneten & Dramaturji: Mehmet Birkiye
Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu

120’ sürer; 2 Perde.

İktidar hırsı niye böylesine başımızı döndürür? Neden iktidar uğruna insanı insan yapan tüm değerlerden kolayca vazgeçip, içimizdeki korkunç karanlıklara yöneliriz? Kısa bir an için bile olsa, bu dünyayı ele geçirmek uğruna niye akıl almaz bedeller ödemeye hazırız? Macbeth iktidarı ele geçirmeseydi yine Macbeth olmayacak mıydı? Yoksa sadece bir “isim” olarak mı kalacaktı? Macbeth’i Macbeth yapan kanla, ölümle inşa ettiği iktidar mıdır? Var olmak için yok etmek zorunda mıyız?

Reklamlar